GÖRMEZ: İSLAMOFOBİK NEFRET SEÇİM ATMOSFERİNDE BİR YARIŞ HALİNE GETİRİLEMEZ

GÖRMEZ: İSLAMOFOBİK NEFRET SEÇİM ATMOSFERİNDE BİR YARIŞ HALİNE GETİRİLEMEZ

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) organizasyonuyla ulusal ve uluslararası basının temsilcileri ile bir araya geldi. Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Ekrem Keleş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü İsmail Palakoğlu ve Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Yardımcısı İ. Mansur Özdemir ile birlikte kameralar karşısına geçen Görmez, Almanya’da Türk din görevlilerinin evlerine yapılan baskına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Almanya’da Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı 4 din görevlisinin usülsüz istihbari faaliyetlerde bulunduğu iddiasıyla soruşturma başlatıldığını hatırlatan Görmez, hem Diyanet İşleri Başkanlığı hem de DİTİB tarafından din görevlilerin bu tür bir faaliyette olmadıklarının kesin bir dille kamuoyuyla paylaşıldığını kaydetti. Almanya Şansölyesi Merkel’in konuya ilişkin kendi ülkesinin kamuoyunu empatiye daveti, Alman makamlarıyla yapılan görüşmeler ve son olarak Almanya Anayasayı Koruma Dairesi Başkanlığı’nın ‘kesinlikle casusluk faaliyeti yoktur’ demesine rağmen iftira kampanyasının devam etmesinin Müslümanlar ve din görevlilerini rencide ettiğini söyledi.

Görmez “Bir iyi niyet göstergesi olarak Türkiye’deki görevlerine geri çekilen din görevlileri geldikten sonra Almanya’daki evlerine baskın düzenlenmesinin siyasi ve medyatik baskı unsuru ile yapıldığını anlıyoruz.” diye konuştu. “İslamofobik nefretin seçim atmosferinde bir yarış haline getirilmesi kabul edilemez” vurgusu yaptı.

Diyanet İşleri Başkanı, suçlamalara dayanak olarak gösterilen Almanya’daki Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavirlerine gönderilen ve Fetullahçı Terör Örgütü’ne ilişkin uyarılara yer verilen yazıya atıfta bulunarak “O yazıda FETÖ yerine DEAŞ olsaydı Almanya’da tek bir haber konusu olarak gündeme gelmeyecekti.” eleştirisini yaptı.

Görmez “Yarım asra yaklaşan dini alandaki Türk-Alman işbirliği modelinin zedelenerek işlemez hale getirilmesi yerine eğitim, kültür, uyum ve entegrasyon konularında daha da geliştirilmesi, güçlendirilmesi, şayet varsa eksiklerinin giderilmesi yolu tercih edilmelidir. Siyasi ve kamusal sorumluluğu olanların acele ve özensiz açıklamalardan kaçınmaları şüphesiz ki sorunların çözümünü kolaylaştıracaktır.” dedi.