UYUM YASASI YÜRÜRLÜKTE (1)
 

TCK'nın 159 ve 312. maddelerinin de aralarında bulunduğu bir dizi kanun hükmüne ilişkin düzenlemeler içeren ve kamuoyunda ''Uyum Yasası'' olarak bilinen 4744 sayılı ''Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'' Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yasayla, TCK'nın ''Anayasa kuruluşlarını ve kamu şahsiyetlerini tahkir'' başlıklı 159. maddesi metninde değişiklik yapılmadı, ancak cezalar düşürüldü. Maddede öngörülen ceza üst sınırı 6 yıldan 3 yıla indirildi, para cezaları tümüyle kaldırıldı.

TCK'nın ''Suça Kapalı Tahrik'' başlıklı 312. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları da değişti.

Birinci fıkradaki, ''Bir cürümü alenen öven veya iyi gördüğünü söyleyen veya kişileri kanuna uymamaya tahrik eden...'' ibaresindeki ''kişileri'' yerine ''halkı'' sözcüğü getirildi. İkinci fıkradaki, ''sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak halkı birbirine karşı kamu düzenini bozma olasılığını ortaya çıkaracak bir şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik eden...'' ibaresinde yer alan 'insanları'' yerine, ''halkı'' sözcüğü konuldu. Ayrıca, ''Kamu düzenini bozma olasılığını ortaya çıkaracak bir şekilde'' ibaresi yerine, ''kamu düzeni için tehlikeli olabilecek bir şekilde'' ibaresi getirildi.

312. maddenin yeni metni şöyle:

''Bir cürümü alenen öven veya iyi gördüğünü söyleyen veya halkı kanuna uymamaya tahrik eden kimseye 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilir.

Sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak halkı birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek bir şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik eden kimseye bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir.

Halkın bir kısmını aşağılayıcı ve insan onurunu zedeleyecek bir şekilde tahkir eden kimseye de birinci fıkradaki ceza verilir.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçlar, 311. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen araçlar (kitle iletişim araçlarıyla) veya şekillerle işlendiğinde verilecek cezalar bir katı oranında artırılır.''

-TMY'DEKİ DEĞİŞİKLİK-

Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) 7. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişikliğe göre ise ''Terör örgütü mensuplarına yardım edenlere veya terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde örgütle ilgili propaganda yapanlara fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca bir yıldan 5 yıla kadar hapis ve 500 milyon liradan 1 milyar liraya kadar ağır para cezası'' verilecek.

Önceki yasa hükmünde yer alan hapis cezaları aynen korundu, ancak 50-100 milyon lira olan para cezası 10 kat artırıldı.

-YAYIN YOLUYLA İŞLENİRSE...-

Yasayla, TMY'nin, ''Devletin Bölünmezliği Aleyhine Propaganda'' başlıklı 8'inci maddesi de yeniden düzenlendi. Buna göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmaya yönelik propagandaya verilecek cezaların alt sınırı 2 yıldan 1 yıla, üst sınırı da 5 yıldan 3 yıla indirildi. Para cezalarında ise alt sınır 20 kat artırılarak 1 milyar liraya, üst sınır 30 kat yükseltilerek 3 milyar liraya çıkarıldı.

Yasa, önceki yasa metnindeki, ''Hangi yöntem, maksat ve düşünceyle olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı hedefleyen...'' ibaresini, ''Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla....'' şeklinde değiştiriyor.

Ayrıca, devletin bölünmez bütünlüğünü bozmayı hedefleyen yazılı ve sözlü propagandanın Basın Kanunu'nda belirtilen bir mevkute vasıtasıyla işlenmesi halinde mevkute sahibine verilecek para cezası düşürüldü.

Önceki yasa hükmünde, mevkutenin bir önceki aya ait ortalama satış miktarının yüzde 90'ı kadar para cezası öngörülürken, değişiklikle bu oran 4'te 3'e çekildi.

-KAPATMA CEZASI-

Yasa, propaganda suçunu düzenleyen 8'inci maddeye bir fıkra ekleyerek, suç sayılan propagandanın mevkuteler dışında basılı eser ve diğer kitle iletişim araçlarıyla işlenmesi halinde verilecek cezaları da düzenliyor.

Buna göre, söz konusu araçlarla işlenecek propaganda suçlarında sorumlular ve kitle iletişim araçlarının sahiplerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 1 milyar liradan 3 milyar liraya kadar ağır para cezası verilmesi öngörülüyor. Ayrıca, mahkeme ilgili radyo ve televizyon kuruluşunu 1 günden 7 güne kadar yayından men edebilecek.

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmaya yönelik propagandanın mevkute ve diğer kitle iletişim araçlarıyla işlenmesi durumunda verilecek ceza üçte bir oranında artırılacak.

-GÖZALTI SÜRESİ KISALDI-

DGM Kanunu'nun 16'ıncı maddesinde yapılan değişiklikle de 3 veya daha fazla kişinin katılımıyla ''toplu olarak'' işlenen suçlarda, Cumhuriyet savcısının talebi ve hakim kararıyla 7 gün olarak uygulanan gözaltı süresi, 4 güne indirildi.

Olağanüstü Hal ilan edilen bölgelerde, yakalanan veya tutuklanan kişiler hakkında belirlenen 4 günlük süre, Cumhuriyet savcısının talebi ve hakim kararıyla 7 güne kadar uzatılabilecek. Önceki yasa hükmünde, 7 günlük sürenin 10 güne kadar uzatılabileceği hükmü yer alıyordu.

Hakim karar vermeden önce, yakalanan veya tutuklanan kişiyi dinleyecek.

Tutuklu sanığın avukatı ile her zaman görüşebilmesine imkan da tanındı, Cumhuriyet savcısı tarafından gözaltı süresinin uzatılmasına yazılı olarak emir verilmesinden sonra gözaltında bulunan kişinin de bu haktan yararlanması hükme bağlandı.

-KİŞİNİN YAKINLARINA HABER VERİLECEK-

CMUK'un ''Sanığın tutuklanmasından haber verilecek kişileri'' hükme bağlayan 107'inci maddesi de yasayla yeniden düzenlendi.

Buna göre, tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan, tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye hakimin kararıyla gecikmeksizin haber verilecek. Ayrıca, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla tutuklunun, tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat bildirmesi hakkı getirildi.

CMUK'un ''Yakalanan kimsenin sorguya çekilmesi'' başlıklı 128'inci maddesi de buna paralel olarak yeniden düzenlendi.

Değişiklikle ''yakalama ve yakalama süresinin uzatılmasına ilişkin emirden, yakalananın bir yakınına veya belirlediği bir kişiye Cumhuriyet savcısının kararıyla gecikmeksizin haber verilmesi'' hükme bağlandı. (Anadolu Ajansı)
 

UYUM YASASI  (2)
 
          Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in  onayladığı ''Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yasa'', AB'ye uyum çerçevesinde 8 yasada değişiklik yapıyor. Yasa, siyasi  partilere kapatmanın yanı sıra Hazine yardımının kesilmesi cezasının  verilebileceğini, işkençe ve kötü muamele sonucu Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesi'nin verdiği tazminat cezalarının sorumlu personelle  ödettirilmesini hükme bağlıyor.
            Yasaya göre, kaymakamlığa sadece mülki idare amirliği hizmetleri  sınıfından olanlar vekalet edebilecek.
            Devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğü, ulusal güvenlik,  kamu düzeni ve genel ahlakın korunması ile Atatürk ve inkılap yasaları aleyhine suç işlenmesinin önlenmesi için basılmış eserlerin dağıtımı  engellenecek ve toplatılacak.
            Dağıtımın önlenmesi ya da toplatmaya soruşturma aşamasında  cumhuriyet savcılığı, kovuşturma aşamasında da görevli mahkeme karar  verebilecek. Gecikmede sakınca bulunan durumlarda bu kararlar  cumhuriyet savcılığınca alınabilecek. Ancak cumhuriyet savcısı  kararını, en geç 24 saat içinde hakim onayına sunacak. Hakim 48 saat  içinde kararını açıklamazsa savcının kararı kendiliğinden hükümsüz  sayılacak.
            Belirtilen suçlardan mahkumiyet durumunda, eser basımında  kullanılan makineler müsadere edilebilecek.
            Suç oluşturan yazının yayımlandığı basılı eser, ''üç günden bir  aya'' yerine ''bir günden 15 güne'' kadar kapatılabilecek. Bu kapatma  süresi içinde yayıma devam edenler veya devam niteliğinde eser  çıkaranlara verilen hapis cezası ''bir aydan altı aya'' yerine ''bir  aydan üç aya'' indirildi.
            İşkence ya da zalimane, gayri insani veya haysiyet kırıcı muamele suçları nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen  kararlar sonucunda ödenen tazminatlar, sorumlu personele rücu  edilebilecek.
           
            -HAZİNE YARDIMININ KESİLMESİ-
           
            Yasa, Siyasi Partiler Yasası'nda, Anayasa'da parti kapatmayı  zorlaştırıcı yönde yapılan değişikliklere paralel yeni düzenlemeler  getiriyor.
            Buna göre, siyasi partilere temelli kapatmanın yanı sıra dava  konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımının kesilmesi cezası da verilebilecek. Bu kesinti, devlet yardımı miktarının yarısından az  olmamak kaydıyla yardımdan kısmen veya tamamen yoksun bırakma şeklinde uygulanacak. Yardımın tamamını daha önce alan siyasi partiden, cezada  yeralan tutarın Hazine'ye iadesi istenebilecek.
           
            -ODAK OLMA-
           
            Yasa, Anayasa'da yapılan değişikliklerle kapatma için getirilen  ''odak'' olma kavramını, Siyasi Partiler Yasası'na da yansıtıyor.
            Buna göre, bir siyasi parti, suç oluşturan fiillerin parti  organları ile üyelerince yoğun ve kararlı bir şekilde işlendiğinin, bu durumun o partinin büyük kongre, genel başkan, merkez karar veya  yönetim organları ile TBMM'deki grubu ve grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiğinin saptanması durumunda odak haline gelmiş  sayılacak.
           
            -DERNEK KURMA-
           
            Yasayla, 18 yaşında ve fiil ehliyetine sahip herkesin dernek  kurabilmesine de olanak sağlandı. Affa uğramış olsalar bile devletin  şahsiyetine karşı cürüm işleyenler, zimmet, irtikap, rüşvet,  dolandırıcılık, hırsızlık ve inancı kötüye kullanma gibi suçlardan  mahkum olanların dernek kurması yasaklandı.
            TCK'nın 312. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ''Sosyal sınıf,  ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak, halkı birbirine  karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek bir şekilde düşmanlığa  veya kin beslemeye alenen tahrik'' suçunu işleyenler 5 yıl süreyle  dernek kurucusu olamayacaklar.
            Dernekler, kapatılan bir siyasi partinin veya bir derneğin amblem, rozet, rumuz ile daha önce kurulmuş Türk devletlerine ait topluma mal  olmuş bayrak, amblem ve flamaları kullanamayacaklar.
            Derneklerin, federasyon veya konfederasyon oluşturmalarına olanak  da sağlandı. 
            Dernekler, valiliklere bildirimde bulunmak şartıyla yabancı  ülkelerdeki dernek veya kuruluş üyelerini Türkiye'ye davet  edebilecekler. Yurtdışındaki dernek veya kuruluşların davetlerine  katılabilecekler.
            Dernekler resmi işlemlerini Türkçe yapacaklar.
           
            -GÖSTERİ VE YÜRÜYÜŞ-
           
            Yasayla, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'nda da değişiklik  yapıldı. Buna göre, toplantıları düzenleme yaşı 21'den 18'e indirildi. En az 7 kişiden oluşan bir düzenleme kurulu gösteri yürüyüşü veya  toplantı düzenleyebilecek. Diplomatik dokunulmazlığı bulunan kişiler  düzenleme kurulu başkanı veya üyesi olamayacaklar.
            Sendika, dernek, siyasi parti gibi tüzel kişilerin toplantı ve  gösteri yürüyüşü düzenlemeleri ise yetkili organlarının kararına  bırakıldı.
            Bölge valisi, valiler ve kaymakamlar, ''Milli güvenlik, kamu  düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel ahlak veya  başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması'' amacıyla belirli bir  toplantıyı yasaklayabilecek veya iki ayı aşmamak üzere  erteleyebilecek.
            Bölge valisine aynı gerekçelerle bölgeye dahil illerde ve  ilçelerde bütün toplantıları üç ay süreyle erteleme yetkisi verildi.
           
            -YASAKLANMIŞ DİLDE YAYIN-
           
            Yasayla, Basın Yasası'nın, yasaklanmış herhangi bir dilde yayın  yapılması halinde, sorumlu müdürlerle yayımlatanlar hakkındaki  cezaların para cezasına çevrilemeyeceği ve ilgililerin emniyette  gözaltında tutulabileceğine ilişkin maddesi yürürlükten kaldırıldı.
            Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Yasası'nın, jandarma  subaylarına, valilik ve kaymakamlığa, jandarma astsubaylarına da bucak müdürlerine geçici bir süre vekalet verilebilmesine ilişkin hükmü  kaldırıldı.
            DGM'lerin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Yasa'nın da  sanık ile avukatının görüşmelerini sınırlandıran maddesi ile Toplantı  ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'nda dernek, vakıf, sendika ve kamu  kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının amaçları dışında toplantı  ve gösteri yürüyüşü düzenlemesini yasaklayan hükümleri de yürürlükten  kaldırıldı.

UYUM YASASI (3)

ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
İLİŞKİN KANUN

İDAM CEZASI

MADDE 1.— A) Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu, 7.1.1932 tarihli ve 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun ile 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,
a) Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddeleri ile 7.11.1979 tarihli ve 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin idam cezasına ilişkin hükümleri,
b) Türk Ceza Kanununun 17 nci maddesi ile 13.7.1965 tarihli ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 19 ve Ek 2 nci maddelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ölüm cezalarının yerine getirilmemesine karar verilenlere ilişkin hükümleri
saklıdır.

B) Bu Kanun hükümlerine göre idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülenler hakkında Türk Ceza Kanununun 70, 73 ve 82 nci maddelerinde öngörülen süreler iki kat, terör suçluları hakkında üç kat olarak uygulanır.

Bu Kanun hükümlerine göre idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları hakkında Cezaların İnfazı Hakkında Kanun ile 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun şartla salıverilmeye ilişkin hükümleri uygulanmaz. Bunlar hakkında müebbet ağır hapis cezası ölünceye kadar devam eder.
 

DÜŞÜNCE HÜRRİYETİ


MADDE 2.— A) Türk Ceza Kanununun 159 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Birinci fıkrada sayılan organları veya kurumları tahkir ve tezyif kastı bulunmaksızın, sadece eleştirmek maksadıyla yapılan yazılı, sözlü veya görüntülü düşünce açıklamaları cezayı gerektirmez.”

 

GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI

B) Türk Ceza Kanununun 201 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 201/a ve 201/b maddeleri eklenmiştir.

“Madde 201/a.— Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî menfaat elde etmek maksadıyla, yabancı bir devlet tâbiiyetinde bulunan veya vatansız olan veya Türkiye'de sürekli olarak oturmasına yetkili mercilerce izin verilmemiş bulunan kimselerin Türkiye'ye yasal olmayan yollardan girmelerini veya ülkede kalmalarını, bu kişilerin veya Türk vatandaşlarının yasal olmayan yollardan ülke dışına çıkmalarını sağlamaya göçmen kaçakçılığı denilir.

Göçmen kaçakçılığı suçunun faillerine veya böyle bir suça iştirak etmeksizin, daha önce ülkeye sokulmuş veya girmiş kaçak göçmenleri, maddî menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollarla ülkeden çıkaranlara, yasal koşullara uymaksızın ülkede kalmalarını olanaklı kılanlara, bu maksatla sahte kimlik veya seyahat belgelerini hazırlayanlara veya temin edenlere ya da bu suçlara teşebbüs edenlere, fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve bir milyar liradan az olmamak üzere ağır para cezası verilir; suçun işlenmesinde kullanılan taşıtlar ve bu fiil nedeniyle elde edilen maddî menfaatler müsadere edilir.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı olan suçlar, kaçak göçmenlerin yaşamlarını veya vücut bütünlüklerini tehlikeye soktuğu veya insanlık dışı veya onur kırıcı muamele biçimlerine tâbi kılınmalarına neden olduğu hâllerde faillere verilecek cezalar, yarısı oranında; ölüm meydana gelmiş ise bir kat artırılarak hükmolunur.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçlar örgütlü olarak işlendiğinde faillere verilecek cezalar bir kat artırılarak hükmolunur.
 

ZORLA ÇALIŞTIRMA, ADAM KAÇIRMA, ORGAN TİCARETİ


Madde 201/B.—) Zorla çalıştırmak veya hizmet ettirmek, esarete veya benzeri uygulamalara tâbi kılmak, vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla, tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden, barındıran kimseye beş yıldan on yıla kadar ağır hapis ve bir milyar liradan az olmamak üzere ağır para cezası verilir.

Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan eylemler var olduğu takdirde, mağdurun rızası yok sayılır.

Onsekiz yaşını doldurmamış çocukların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hâllerinde suça ait araç fiillerden hiçbirisine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçlar örgütlü olarak işlendiği takdirde faillere verilecek cezalar bir kat artırılarak hükmolunur.”

DERNEKLER KANUNU DEĞİŞİKLİKLERİ


MADDE 3.— A) 6.10.1983 tarihli ve 2908 sayılı Dernekler Kanununun yürürlükten kaldırılmış olan 11 inci maddesi, kenar başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.


“Türkiyede kurulan derneklerin yurt dışındaki faaliyetleri
Madde 11.— Uluslararası alanda işbirliği yapılmasında yarar görülen hâllerde; uluslararası faaliyette bulunma amacını güden derneklerin kurulması, bu derneklerin yurt dışında şube açması, yurt dışındaki benzer amaçlı dernek veya kuruluşlara üye olması veya bunlarla işbirliği yapması veya yurt dışında faaliyette bulunması, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle, İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulunun iznine bağlıdır.

Yurt dışındaki bir dernek ve kuruluşa üye olmak ya da bunlarla işbirliğinde bulunmak isteyen dernek veya üst kuruluş, bu dernek veya kuruluşun statüsünün Türkçe'ye çevrilmiş noterden onaylı iki örneğini İçişleri Bakanlığına vermekle yükümlüdür.

Türkiye'deki derneklerin üye olduğu veya işbirliği yaptığı yabancı dernek veya kuruluşların kanunlarımıza ve millî menfaatlerimize aykırı faaliyetlerde bulunması hâlinde, Türkiye'de kurulmuş derneğin, bu yabancı dernek veya kuruluşlarla olan ilişkilerine Dışişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle, İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla son verilir.”

B) Dernekler Kanununun yürürlükten kaldırılmış olan 12 nci maddesi,kenar başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“Yurt dışında kurulan derneklerin Türkiye'deki faaliyetleri
Madde 12.— Yurt dışında kurulan derneklerin, uluslararası alanda işbirliği yapılmasında yarar görülen hâllerde ve karşılıklı olmak koşuluyla, kültürel, ekonomik, teknik, sportif ve bilimsel konularda bilgi veya teknolojilerinden yararlanılmak üzere; Türkiye'de şube açmalarına, Türkiye'de kurulmuş bulunan derneklere üye olmalarına veya bunlarla işbirliği yapmalarına, Türkiye'de faaliyette bulunmalarına, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle, İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca izin verilebilir.

Yukarıdaki fıkrada sözü edilen derneklerin, kanunlarımıza veya millî menfaatlerimize aykırı faaliyetlerde bulunması hâlinde, verilen iznin geri alınmasına Dışişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle, İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilir.”

C) Dernekler Kanununun 15 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İçişleri Bakanlığınca Dernekler Daire Başkanlığında ve illerde valilikler bünyesinde derneklerin kaydolunacağı Dernekler Kütüğü tesis olunur.

Dernekler Daire Başkanlığındaki Dernekler Kütüğüne bütün konfederasyon, federasyon ve dernekler ile şubeleri ve merkezleri yurt dışında bulunan derneklerin Türkiyede açılmış şubeleri kaydolunur.”

D) Dernekler Kanununun 40 ıncı maddesinin kenar başlığı ve birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Millî Savunma ve kolluk hizmetlerine hazırlayıcı faaliyette bulunma yasağı
Dernekler, askerliğe, millî savunma ve kolluk hizmetlerine hazırlayıcı öğretim ve eğitim faaliyetlerinde bulunamazlar. Bu amaçları gerçekleştirmek üzere kamp veya talim yerleri açamazlar.”

E) Dernekler Kanununun 45 inci maddesi, kenar başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Beyanname verme yükümlülüğü ve denetim

Madde 45.—) Dernekler, faaliyetleri ile gelir ve gider işlemlerinin sonuçları konusunda, İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilen şekle uygun olarak düzenleyecekleri beyannameyi yıl sonu itibarıyla mahallin en büyük mülkî amirine verirler.

Gerek görülen hâllerde derneklerin yönetim yerleri, müesseseleri ve her çeşit eklentileri, defterleri, hesap ve işlemleri, İçişleri Bakanlığı veya bulundukları yerin en büyük mülki âmiri tarafından her zaman denetlenebilir. İçişleri Bakanlığı, bu denetlemeyi Dernekler Daire Başkanlığı Personeli veya Bakanlık Teftiş Kurulu aracılığıyla; en büyük mülkî amirler, bizzat veya görevlendirecekleri memur veya memurlar aracılığıyla yaptırırlar.

Dernekler, amaç ve faaliyetleriyle ilgili olan bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarınca da denetlenebilir. Denetleme sonuçları, bilgi için İçişleri Bakanlığına bildirilir.

Denetleme sırasında görevli memurlar tarafından istenecek her türlü bilgi, belge ve kayıtların, dernek yetkilileri tarafından gösterilmesi veya verilmesi, yönetim yerleri, müesseseler ve eklentilerine girme isteğinin yerine getirilmesi zorunludur.

Denetim sırasında, suç teşkil eden fiillerin tespit edilmesi hâlinde, ilgili mülkî amirlik durumu derhâl Cumhuriyet savcılığına bildirir.”

F) Dernekler Kanununun 46 ıncı maddesi, kenar başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Dernekler Daire Başkanlığı"

Madde 46.— Dernekler ile ilgili hizmetleri yürütmek, tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacın gerçekleştirilmesi için sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları doğrultusunda faaliyet gösterip göstermediklerini, defterlerini ve hesaplarını mevzuata ve tüzüklerine uygun olarak yürütüp yürütmediklerini denetlemek üzere İçişleri Bakanlığı bünyesinde Dernekler Daire Başkanlığı kurulur. Bu birimin kuruluş, çalışma şekli ve denetleme esas ve usulleri, İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

G) Dernekler Kanununun 62 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 62.— Dernekler tarafından tutulacak defterler ile ilgili usul ve esaslar İçişleri ve Maliye Bakanlıklarınca birlikte çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Bu defterlerin noterden onaylı olması zorunludur.”

H) Dernekler Kanununun 73 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 73.— İçişleri Bakanlığınca, derneklere ilişkin iş ve işlemleri yürütmek, hizmetleri görmek üzere illerde valilikler, ilçelerde de kaymakamlıklar bünyesinde derneklerle ilgili bir birim oluşturulur.

Bu birimin illerdeki teşkilâtlanması, kuruluş, görev ve yetkileri ile 15 inci maddeye göre oluşturulacak Dernekler Kütüğünün şekli, düzenleme ve kayıt esasları, İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
 

VAKIFLAR KANUNU'NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER


MADDE 4.— A) 5.6.1935 tarihli ve 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 1 inci maddesinin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Cemaat vakıfları, vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın, Bakanlar Kurulunun izniyle dinî, hayrî, sosyal, eğitsel, sıhhî ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak üzere taşınmaz mal edinebilirler ve taşınmaz malları üzerinde tasarrufta bulunabilirler.

Bu vakıfların dinî, hayrî, sosyal, eğitsel, sıhhî ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak üzere, her ne suretle olursa olsun, tasarrufları altında bulunduğu, vergi kayıtları, kira sözleşmeleri ve diğer belgelerle belirlenen taşınmaz mallar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde başvurulması hâlinde vakıf adına tescil olunur. Cemaat vakıfları adına bağışlanan veya vasiyet olunan taşınmaz mallar da bu madde hükümlerine tâbidir.”

B) 8.6.1984 tarihli ve 227 sayılı Vakıflar Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki Ek Madde eklenmiştir.

“Ek Madde 3.— Türkiye'de kurulan vakıflar, amaçları doğrultusunda uluslararası alanda işbirliği yapılmasında yarar görülen hâllerde, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarının görüşleri alınmak suretiyle, Vakıflar Genel Müdürlüğünün bağlı bulunduğu Bakanlığın önerisi üzerine Bakanlar Kurulunun izniyle yurt dışında kurulmuş vakıf veya kuruluşlara üye olabilirler.

Türkiye'de kurulan vakıfların vakıf senedinde belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere uluslararası faaliyette bulunması ve yurt dışında şube açması ile yurt dışındaki benzer amaçlı vakıf veya kuruluşlarla işbirliği yapması, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarının görüşleri alınmak suretiyle, Vakıflar Genel Müdürlüğünün bağlı bulunduğu Bakanlığın önerisi üzerine Bakanlar Kurulunun iznine bağlıdır.

Yabancı ülkelerde kurulmuş vakıflar, uluslararası alanda işbirliği yapılmasında yarar görülen hâllerde, karşılıklı olmak koşuluyla, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarının görüşleri alınmak suretiyle, Vakıflar Genel Müdürlüğünün bağlı bulunduğu Bakanlığın önerisi üzerine Bakanlar Kurulunun izniyle Türkiye'de faaliyette bulunabilirler, şube açabilirler, üst kuruluşlar kurabilirler, kurulmuş üst kuruluşlara katılabilirler veya kurulmuş vakıflarla işbirliği yapabilirler.

Bu vakıflar, Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıflar hakkında uygulanan mevzuata tâbidir.”
 

TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ

MADDE 5.— A) 6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yabancıların bu Kanun hükümlerine göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemeleri, İçişleri Bakanlığının iznine bağlıdır.Yabancıların bu Kanuna göre düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde topluluğa hitap etmeleri, afiş, pankart, resim, flama, levha, araç ve gereçler taşımaları, toplantının yapılacağı mahallin en büyük mülkî idare âmirliğine toplantıdan en az kırksekiz saat önce yapılacak bildirimle mümkündür.”

B) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Toplantı yapılabilmesi için, düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları bir bildirim, toplantının yapılmasından en az kırksekiz saat önce ve çalışma saatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu valilik veya kaymakamlığa verilir.”

 

YENİDEN YARGILANMA

MADDE 6.— A) 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 445 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 445/A maddesi eklenmiştir.

“Madde 445/A.— Kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olan bir kararın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiği saptandığında, ihlâlin niteliği ve ağırlığı bakımından Sözleşmenin 41 inci maddesine göre hükmedilmiş olan tazminatla giderilemeyecek sonuçlar doğurduğu anlaşılırsa; Adalet Bakanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruda bulunan veya yasal temsilcisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde Yargıtay Birinci Başkanlığından muhakemenin iadesi isteminde bulunabilirler.

Bu istem, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca incelenir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince saptanan ihlâlin sonuçları tazminatla giderilmiş veya istem süresi içinde yapılmamış ise reddine; aksi hâlde, dosyanın davaya bakması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmaksızın kesin olarak karar verir.”

B) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 448 inci maddesine son fıkra olarak aşağıdaki hüküm eklenmiştir.

“445/A maddesi hükümleri saklıdır.”

MADDE 7.— A) 4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 327 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 327/a maddesi eklenmiştir.

Madde 327/a.— Kesinleşmiş bir ceza hükmünün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiği saptandığında ihlâlin niteliği ve ağırlığı bakımından Sözleşmenin 41 inci maddesine göre hükmedilmiş olan tazminatla giderilemeyecek sonuçlar doğurduğu anlaşılırsa; Adalet Bakanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruda bulunan veya yasal temsilcisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde Yargıtay Birinci Başkanlığından muhakemenin iadesi isteminde bulunabilirler.

Bu istem, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince saptanan ihlâlin sonuçları tazminatla giderilmiş veya istem süresi içinde yapılmamış ise reddine; aksi hâlde, dosyanın davaya bakması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmaksızın kesin olarak karar verir.”

B) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 335 inci maddesine son fıkra olarak aşağıdaki hüküm eklenmiştir.

“327/a maddesi hükümleri saklıdır.”

 

RTÜK KANUNU'NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

MADDE 8.— A) 13.4.1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki hükümler eklenmiştir.

“Ayrıca, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde de yayın yapılabilir. Bu yayınlar, Cumhuriyetin Anayasada belirtilen temel niteliklerine, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı olamaz. Bu yayınların yapılmasına ve denetimine ilişkin usul ve esaslar, Üst Kurulca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

B) Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (v) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“v) Yayınların şiddet kullanımını özendirici veya ırkçı nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması.”

C) Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 26 ıncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu Kanuna aykırı olmamak kaydıyla, yayınların yeniden iletimi serbesttir. Yeniden iletime ilişkin usul ve esaslar, Üst Kurulca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 9.— A) 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanununun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (6) numaralı bendinde geçen “bu Kanunun ek birinci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar” ibaresi, “bu Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan suçlar” şeklinde değiştirilmiştir.

B) Basın Kanununun 21 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Madde 21.— 9 uncu maddenin birinci fıkrası ile 11 inci madde hükümlerine aykırı hareket edenler, onmilyar liradan otuzmilyar liraya kadar ağır para cezasına mahkûm edilirler.

9 uncu maddenin son fıkrasına göre yayımı durdurulan mevkutenin yayınına beyanname vermeden devam edenler, yirmimilyar liradan altmışmilyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.”

C) Basın Kanununun 22 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 22.— Hakikate aykırı beyanname veren kimse, fiil başka bir suç oluştursa bile yirmimilyar liradan yüzmilyar liraya kadar ağır para cezasına mahkûm edilir.”

D) Basın Kanununun 24 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 24.— 12 inci maddenin birinci fıkrası hükmünü yerine getirmeyenler hakkında otuzmilyar liradan yüzmilyar liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur.”

E) Basın Kanununun 25 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 25.— 13 üncü maddede yazılı şart ve vasıfları haiz olmayan kimseleri çalıştıranlar, onbeşmilyar liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.”

F) Basın Kanununun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yukarıdaki fıkralar hükümlerine aykırı hareket edenler, yirmimilyar liradan yüzmilyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.”

G) Basın Kanununun 33 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu yasağa aykırı hareket edenler, onmilyar liradan otuzmilyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.”

H) Basın Kanununun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu defter tutulmadığı veya deftere noksan ve yanlış malûmat geçirildiği veyahut savcılıkça talep vukuunda defter ve ihtiva etmesi gereken hususlar gizlendiği takdirde mevkutenin sahibi veya onun mümessili, birmilyar liradan onmilyar liraya kadar ağır para cezasına mahkûm edilir.”

 

POLİS VAZİFE VE SALAHİYETLERİ KANUNU

MADDE 10.— A) 4.7.1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun 8 nci maddesinin (D) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“D) Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasa düzenine, genel güvenliğe ve genel ahlâka zararı dokunacak oyun oynatılan, temsil verilen, film veya video bant gösterilen yerler ile internet üzerinden yapılan yayınlara izin verilen yerler,”

B) Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 9.— Polis, millî güvenlik ve kamu düzeninin, genel sağlık ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silâh, patlayıcı madde veya eşyanın tespiti amacıyla usulüne göre verilmiş hâkim kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahallin en büyük mülkî amirinin vereceği yazılı emirle;

A) 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamına giren toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapıldığı yerde veya yakın çevresinde ,
B) Özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya sendikaların genel kurul toplantılarının yapıldığı yerin yakın çevresinde,
C) Halkın topluca bulunduğu veya toplanabileceği yerlerde,
D) Öğretim ve eğitim özgürlüğünün sağlanması için her derecede öğretim ve eğitim kurumlarının ve 20 inci maddenin ikinci fıkrasının (A) bendindeki koşula uygun olarak girilecek üniversite, bağımsız fakülte veya bağlı kurumların içinde, bunların yakın çevreleri ile giriş ve çıkış yerlerinde,
E) Umumî veya umuma açık yerlerde veya öğrenci yurtlarında veya eklentilerinde, F) Yerleşim yerlerinin giriş ve çıkışlarında,
G) Her türlü toplu taşıma veya seyreden taşıt araçlarında

Suçun önlenmesi amacıyla kişilerin üstlerini, araçlarını, özel kâğıtlarını ve eşyasını arar; suç unsurlarına el koyar ve evrakı ile birlikte Cumhuriyet savcılığına tevdi eder.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlara göre suç iz, eser, emare veya delillerinin tespiti veya faillerinin yakalanması amacıyla polis tarafından yapılacak aramalar için de usulüne göre verilmiş hâkim kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, diğer kanunlarda yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmalıdır.

5680 sayılı Basın Kanunu kapsamına giren basılı eserlerin arama ve zaptı, genel hükümlere tâbidir.”

C) Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun 11 inci maddesinin (C) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“C) Genel ahlâk ve edebe aykırı mahiyette her türlü sesli ve görüntülü eserleri, kaydedildiği materyale bakılmaksızın üreten ve satanları,”

D) Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 12.— Kanunî istisnalar saklı kalmak üzere, eğlence, oyun, içki ve benzeri amaçlı umuma açık ve açılması izne bağlı yerlerde onsekiz yaşından küçükler çalıştırılamaz.

Polis bar, pavyon, gazino, meyhane gibi içkili yerler ile kıraathane ve oyun oynatılan benzeri yerlere yanlarında veli ve vasileri olsa bile onsekiz yaşını doldurmamış küçüklerin girmesini meneder.
Bu madde hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında 17 nci, işyerleri hakkında da 8 inci madde hükümlerine göre işlem yapılır.”


E) Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun 13 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 13.— Polis,

A) Suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan diğer hâllerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri,

B) Haklarında yetkili mercilerce verilen yakalama veya tutuklama kararı bulunanları,

C) Halkın rahatını bozacak veya rezalet çıkaracak derecede sarhoş olanları veya sarhoşluk hâlinde başkalarına saldıranları, yapılan uyarılara rağmen bu hareketlerine devam edenler ile başkalarına saldırmaya yeltenenleri ve kavga edenleri,

D) Usulüne aykırı şekilde ülkeye giren ya da haklarında sınır dışı etme veya geri verme kararı alınanları,

E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri,

F) Bir kurumda tedavi, eğitim ve ıslahı için kanunlarla ve bu Kanunun uygulanmasını gösteren tüzükte belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirlerin yerine getirilmesi amacıyla, toplum için tehlike teşkil eden akıl hastası , uyuşturucu madde veya alkol bağımlısı serseri veya hastalık bulaştırabilecek kişileri,

G) Haklarında gözetim altında ıslahına veya yetkili merci önüne çıkarılmasına karar verilen küçükleri

Yakalar ve gerekli kanunî işlemleri yapar.

Yakalanması belirli bir usule bağlanmış kişilerle ilgili kanun hükümleri saklıdır.

Yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıda bulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekilde her türlü tedbir alınabilir.

Yakalanan kişilere, yakalama sebebi her hâlde yazılı ve bunun mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak derhâl; toplu suçlarda ise en geç bu kişiler hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

Kişinin yakalandığı, istediği kanunî yakınlarına derhâl bildirilir.

Yakalananlardan,

A) Uyuşturucu madde kullanmış olanlar ile sarhoş olanların,

B) Zor kullanılarak yakalananların,

C) Haklarında suç soruşturması yapılacak olan şüpheli ve sanıkların

Yakalanma anındaki sağlık durumları tabip raporuyla tespit edilir.

Yakalanan kişilerden suç işlediği şüphesi altında olanlar adlî mercilere sevk edilir. Haklarında ıslah veya tedavi tedbiri alınması gerekenler, ilgili kurum yetkilileri tarafından teslim alınır. Yakalama sebebi ortadan kalkanlar derhâl serbest bırakılır.”

F) Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun Ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Ek Madde 1.— Umumî veya umuma açık yerler ile umuma açık yer niteliğindeki ulaşım araçlarında, gerçek kişi veya topluluklar, mahallin en büyük mülkî amirine, en az kırk sekiz saat önceden yazılı bildirimde bulunmak suretiyle, oyun ve temsil verebilir veya çeşitli şekillerde gösteri düzenleyebilir.

Bunlardan, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne, Anayasal düzene veya genel ahlâka aykırı olduğu tespit edilenler hakkında mahallin en büyük mülkî amiri tarafından derhâl Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulur.

Birinci fıkra uyarınca yapılacak bildirimde oyun veya temsile katılan yönetici ve diğer kişilerin kimlik, ikametgâh ve tâbiiyetleri belirtilir.”

 

FARKLI DİL VE LEHÇELERİN ÖĞRENİLMESİ

MADDE 11.— A) 14.10.1983 tarihli ve 2923 sayılı Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanununun adı “Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi ile Türk Vatandaşlarının Farklı Dil ve Lehçelerinin Öğrenilmesi Hakkında Kanun” şeklinde değiştirilmiştir.

B) Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanununun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 1.— Bu Kanunun amacı, eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller, yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okullar ile Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğreniminin tâbi olacağı esasları düzenlemektir.”

C) Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanununun 2 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine aşağıdaki hükümler eklenmiştir.

“Ancak, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi için 8.6.1965 tarihli ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu hükümlerine tâbi olmak üzere özel kurslar açılabilir. Bu kurslar, Cumhuriyetin Anayasada belirtilen temel niteliklerine, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı olamaz. Bu kursların açılmasına ve denetimine ilişkin esas ve usuller, Millî Eğitim Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

KALDIRILAN HÜKÜMLER


MADDE 12.— Aşağıdaki kanun hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.

A) Dernekler Kanununun 39, 47 ve 56 ncı maddeleri,

B) Basın Kanununun 31 ve Ek 3 üncü maddeleri,

C) Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun 11 inci maddesinin son fıkrası,

D) 6.6.1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 1 inci maddesi.
 

GEÇİCİ MADDELER


GEÇİCİ MADDE 1.— Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 1 inci maddenin (A) fıkrası kapsamına giren suçlardan dolayı haklarında idam cezası verilen hükümlülerin dosyalarından;

a) Henüz Yargıtay'a gönderilmemiş veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunanlar ile daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmiş olanlar hükmü veren mahkemece,

b) Yargıtay'da bulunanlar ilgili ceza dairesince,

acele işlerden sayılmak ve Türk Ceza Kanununun 2 nci maddesi dikkate alınmak suretiyle karara bağlanır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan dosyalar, gelişlerindeki usule uygun olarak Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir ay içinde hükmü veren mahkemeye geri gönderilir.

Askerî mahkemeler, Askerî Yargıtay Başsavcılığı ve Askerî Yargıtay'da bulunan dosyalar hakkında da bu madde hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.

GEÇİCİ MADDE 2.— Bu Kanunun 6 ve 7 nci maddeleri, bu maddelerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.

GEÇİCİ MADDE 3.— Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde yürürlüğe konulur.

Yürürlük
MADDE 13.— Bu Kanunun 6 ve 7 nci maddeleri, bu Kanunun yayımı tarihinden bir yıl sonra, diğer hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme
MADDE 14.— Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

 

(3 Ağustos 2002 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş ve 8 Ağustos 2002 tarihinde Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından onaylanmıştır )