|
|
TÜRK
MEDENİ KANUNU'NDAKİ DEĞİŞİKLİKLER
- Türk Medeni Kanunu Tasarısı
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 27/11/2001
tarihinde kabul edilmiş; Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer
tarafından imzalanarak 8/12/2001 tarihinde Resmi Gazete’de
yayımlanmıştır. Aile hukukunda önemli değişiklikler içeren
yasa 1030 maddeden oluşmaktadır.
1926 tarihli kanunun devrin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt
tarafından kaleme alınmış olan gerekçesi yeni kanunda da
korunmuştur.
|
|
-
-
► Türk Kanunu Medenîsinin dili
sadeleştirilmiştir.
-
-
► Yürürlükteki Kanunun ikametgâhı düzenleyen 21.
maddesinin “Kanunî ikametgâh” biçimindeki kenar başlığı, yeni
Kanunun 21. maddesinde “Yasal yerleşimyeri” şeklinde değiştirilmiş;
kadın-erkek eşitliğinin sağlanması amacıyla “Kocanın ikametgâhı
karının...ikametgâhı addolunur” hükmü Kanuna alınmamıştır.
-
-
► Derneklerle ilgili hükümler daha ayrıntılı
şekilde düzenlenmiştir.
-
-
► Cinsiyet değiştirebilme bazı koşullara
bağlanmıştır. Bunlar 18 yaşını tamamlamış bulunma, evli olmama,
transseksüel yapıda olup cinsiyet değiştirmenin ruh sağlığı
açısından zorunluluğunun ve üreme yeteneğinden sürekli olarak
yoksunluğunu bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmî
sağlık kurulu raporuyla belgeleme ve mahkemece izin verilmiş olma
koşullarıdır (m. 40. ).
-
-
► Evlenme yaşı kadın-erkek farkı gözetilmeden
ülkemiz şartlarına ve çağdaş eğilimlere uygun olarak
yükseltilmiştir. Bundan böyle 18 yaşından gün alan kadın ve erkek
evlenebilecektir. Olağanüstü durumlarda ve pek önemli sebeple ise 17
yaşından gün alanlar, hâkimin izniyle evlenebileceklerdir (m. 124.
).
-
-
► Evlenme töreni artık sadece erkeğin değil,
kadının oturduğu yerdeki evlendirme memurluğundan da
yapılabilecektir (m. 134. ).
-
-
► “Hayata kast” ve “pek kötü davranış”
sebeplerine 3. bir boşanma sebebi olarak "onur kırıcı davranış”
eklenmiştir (m. 162. ).
-
-
► Boşanan kadın evlenmeden önceki soyadını
yeniden alır. Kadının boşandığı kocasının soyadını kullanmakta
menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği
ispatlanırsa, istemi üzerine hakim, kocasının soyadını taşımasına
izin verir (m. 173. ).
-
-
► “Koca evlilik birliğinin reisidir” kuralı
kaldırılarak, birliğin yönetiminde eşlere eşit söz hakkı tanınmıştır
(m. 186. ).
-
-
► Eşlerin oturacakları evin seçimini kocaya
bırakan hüküm değiştirilmiştir. Artık eşler oturacakları evi
birlikte belirleyebileceklerdir (m. 186. ).
-
-
► Kadın ve çocukların geçim ve bakımlarının
kocaya ait olduğunu öngören hüküm, eşitlik ilkesinin doğal bir
sonucu olarak kaldırılmıştır. Bundan böyle eşlerden her ikisi de
güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile evin
geçimine katkıda bulunmakla yükümlüdür (m. 186. ).
-
-
► Aynı şekilde evlilik birliğinin temsilinde
eşlere eşit hak tanınmıştır (m. 188. ).
-
-
► Eşlerden her birinin meslek ve iş seçiminde
diğerinin iznini almak zorunda olmadığı kabul edilmiştir. Ancak,
meslek ve iş seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin
huzur ve yararı göz önünde tutulacaktır (m. 192. ).
-
-
► Kadının kocası lehine borç altına girmesine
ilişkin işlemleri hâkimin iznine tâbi tutan hüküm, kadın-erkek
eşitliğinin doğal bir sonucu olarak kaldırılmıştır.
-
-
► Edinilmiş mallara katılma rejiminin yasal mal
rejimi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür. Eşler ayrıca mal
rejimi sözleşmesi yaparak Kanunda belirlenen diğer mal rejimlerinden
birini seçebileceklerdir (m. 202. ).
-
-
► Soybağı açısından evlilik içinde doğan çocukla
evlilik dışı doğan çocuk ayrımına son verilerek, bu durumda bulunan
çocukların zarara uğramaları engellenmiş ve gelecekleri güvence
altına alınmıştır.
-
-
► Evlât edinenin yaşı otuzbeş’ten otuz’a
indirilmiş, birlikte evlât edinebilmek için en az iki yıldan beri
evli olma koşulu aranmıştır. Küçüklerin evlât edinebilmesi, onların
evlât edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş
olmaları koşuluna bağlanmıştır. “Evlât edinmenin her hâlde küçüğün
yararına bulunması ve evlât edinenin diğer çocukların yararlarının
hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelenmemesi de gerekir” denilmek
suretiyle çocuğu olanlara da evlât edinme olanağı getirilmesidir (m.
305, 306 ve 308. ).
-
-
► Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, ayyaşlık,
hastalık derecesinde madde bağımlılığı gibi nedenlerle ailesi ve
çevresine zarar veren kişiler mahkeme kararıyla, koruma amacıyla bir
sağlık kurumuna yerleştirilebileceklerdir. Ancak, bu şekilde
özgürlüğü kısıtlanan kişi ve yakınlarına, karara karşı itiraz ve
yargı yoluna başvuru hakkı tanınmıştır (m. 432 ila 437. ).
-
-
► Miras hukukunda saklı pay oranları azaltılarak,
miras bırakanın mallarındaki tasarruf özgürlüğü genişletilmiştir (m.
506. ).
-
-
► Türk toplumunun geleneksel aile yapısı
düşünülerek, yakın aile bağları bulunan ve babanın ölümü halinde
yeğenlerine sahiplik yapan hala, dayı, teyzeye de bazı şartlar
altında mirastan pay ayrılmıştır (m. 497. ).
-
-
► Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları
arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa;
sağ kalan eşin korunması amacıyla, bunlar üzerinde miras hakkına
mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebileceği öngörülmüştür.
Yine haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya
mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarının istemi üzerine,
mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınması
olanağı getirilmiştir (m. 652. ).
-
-
► Terekede bulunan, ekonomik bütünlüğe ve yeterli
tarımsal varlığa sahip bir tarım işletmesinin, işletmeye ehil
mirasçılardan birinin istemde bulunması hâlinde bu mirasçıya gelir
değeri üzerinden tüm olarak özgüleneceği; işletmenin değerinde
önemli bir azalma olmaksızın yeteri kadar gelir sağlayan birden çok
tarım işletmesine bölünebilecek nitelikte ise, bunları isteyen ve
işletmeye ehil bulunan mirasçılara ayrı ayrı özgülenebileceği
öngörülmüştür (m. 659, 667 ve 668. ).
-
-
► Paylı mülkiyette, paydaşların paylı mülkiyetin
yönetim ve yararlanmasıyla ilgili olarak Kanundaki hükümlerden
farklı anlaşma yapmalarına olanak getirilmiştir (m. 689. ).
-
-
► Paylı mülkiyette, pay üzerinde intifa hakkı
tesis edilmesinin yarattığı huzursuzlukları önlemek amacıyla yeni
bir hüküm getirilmiştir. Bu hükme göre, bir pay üzerinde intifa
hakkı kurulması hâlinde diğer paydaşlardan biri üç ay içinde
paylaşma talebinde bulunursa, satış yolu ile yapılacak paylaşmada,
pay üzerinde, intifa hakkının söz konusu paya düşen bedel üzerinde
devam etmesi esası getirilmiştir (m. 700.) .
-
-
► Uygulamadaki durum dikkate alınarak, önalım
(şuf’a) hakkının mutlaka dava açılması suretiyle kullanılması esası
getirilmiştir (m. 734.) .
-
-
► Yurt içinde veya yurt dışında faaliyet gösteren
kredi kuruluşları tarafından yabancı para üzerinden veya yabancı
paraya endeksli olarak verilen nakdî ve gayrinakdî kredilerin
güvence altına alınması için taşınmaz rehni kurulmasına olanak
sağlanmıştır (m. 851.) .
-
-
► Zilyetlikte, 743 sayılı Kanunda yer alan aslî
ve fer’î zilyetlik ayırımlarının, zilyedin mal üzerinde iddia ettiği
hakka göre yapılan bir ayırım olması nedeniyle, malın zilyedin fiilî
hakimiyeti altında olup olmaması bakımından dolaylı ve dolaysız
zilyet ayırımına da yer verilmiş, bir şey de fiilî hakimiyeti
doğrudan doğruya sürdüren kimsenin dolaysız zilyet, bir başka kişi
aracılığı ile sürdüren kimsenin dolaylı zilyet olduğu ifade
edilmiştir (m. 975.) .
|
|