24.09.2007

   

Anasayfa

e-posta


 

                                         

AVUSTURYA BASINI

Die Presse: "Ankara Giderek Tecrit Oluyor... Türk Hükümeti Giderek Artan Bir Şekilde AB'ye Sırt Çeviriyor": "Hava kötü. Ankara ile Brüksel arasındaki ilişkiler  geçtiğimiz haftalarda büyük ölçüde soğudu. Türkiye'nin,  Avrupa yolundaki reformlara seçimlerden sonra enerjik  biçimde hız vereceği yolundaki umutlar yok oldu. Zira,  Erdoğan hükümeti AB tarafından istenilen reformları  gerçekleştireceği yerde tamamen başka şeylere öncelik  veriyor. Bir örnek vermek bakımından; AB yıllardır ifade  özgürlüğü ve Türklüğe hakaret ile ilgili TCK'daki 301.  Madde'nin kaldırılmasını istiyor. Ancak Ankara, verilen  bu sinyali daha çok ifade özgürlüğü olarak algılamaya  yanaşmıyor. AKP çevreleri, 301. Madde şimdilik  değiştirilmiyor, öncelik yeni anayasada diyor. Başbakan  Erdoğan'ın içe yönelik bir savaş kazanmaya niyetli olduğu anlaşılıyor. Yeni anayasanın Türkiye'yi daha modernleştirmesi  ancak, kamusal alanda başörtüsü yasağı gibi Kemalist ilkeleri  de kaldırması öngörülüyor. Brüksel, Türkiye'nin bir izolasyona doğru ilerlemekte  olduğu endişesini taşıyor. AB genişleme komisyonu  görevlilerinden Türkiye uzmanı Jean-Christophe Filori, ilk  kez Avrupa Parlamentosu’nda alarm verdi ve yeni Türk Anayasası  girişiminin reformları geciktirdiğini söyledi. Türk diplomatları da bu rota değişikliğini doğruluyor  ve bunu Ankara'daki motivasyon bozulmasına bağlıyorlar: ‘Paris zaten tam üye olamayacaksınız sinyalleri verirken neden AB'nin  istediği reformları gerçekleştirelim’ deniliyor. Hissiyattaki bu değişiklik durup dururken ortaya çıkmadı:  Son kamuoyu araştırmaları Türk insanının AB ve Batı heyecanını  yitirdiğini ortaya koydu. Alman Marshal Fonu tarafından  ‘Transatlantic Trends’ araştırma kurumuna yaptırılan inceleme  sonuçlarına göre, karşıt bir soğuma da söz konusu. Kendilerine  soru yöneltilenlerin yalnızca yüzde 40'ı AB'ye olumlu bakıyor.  2006 yılında ise bu oran yüzde 54 idi. Ülkelerinin ileride AB  üyesi olabileceğine inanıp inanmadıkları yolunda Türklere  yöneltilen soruya ise yalnızca yüzde 26 oranında evet cevabı  alındı. Ancak NATO ve ABD ile ilişkilerde de kötüye gidiş  izleniyor. Türklerin yalnızca yüzde 35'i NATO üyeliğinin Türkiye  açısından önemli olduğuna inanıyor. 2004 yılında ise bu oran  yüzde 53 idi." (Wolfgang Böhm, 21/09)

 

FRANSA BASINI:

AFP: "Sarkozy, Türkiye'nin Avrupa'da Yeri Olmadığını Yineledi": "Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, ‘Türkiye'nin  Avrupa'da yeri olduğunu’ düşünmediğini yineledi ve Türkiye'nin  AB ile ‘gerçek bir ortaklığa’ sahip olmasını temenni etti. Sarkozy, TF1 ve France 2 televizyonlarına verdiği demeçte, ‘Türkiye'nin Avrupa'da yeri olduğuna inanmıyorum. Bunun basit  bir nedeni var; o da, Küçük Asya'da bulunması.’ dedi. Cumhurbaşkanı, ‘Türkiye'ye sunmayı istediğim şey, Avrupa  ile gerçek bir ortaklık, Avrupa'ya entegre olmak değil’ diye  ekledi. Sarkozy ağustos ayı sonunda diğer Avrupa ülkelerine,  Avrupa'nın geleceğini ve Avrupa'nın sınırları sorununu  düşünmekle görevli bir ‘Akil Adamlar Komitesi’ kurulmasını  teklif ettiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı o dönemde, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinde  yeni başlıklar açılmasını onaylamasını, bu komitenin hayata  geçirilmesine bağlamıştı. Paris'in bu müzakereleri kısa vadede bloke etmekten  alıkoyacak bu teklif, Sarkozy'nin bu konuda bir yumuşaması  olarak yorumlanmıştı, her ne kadar prensip olarak karşı  olduğunu belirtse de. Sarkozy, Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan  Yardımcısı Jean-Pierre Jouyet'nin söylemleri konusunda net bir açıklama yapmadı. Jouyet geçtiğimiz hafta, Fransa'nın  AB'nin her yeni üyeliği için bir referandum yapılmasını dayatan anayasa maddesinden vazgeçmesini teklif etmişti. Cumhurbaşkanı, ‘Bu, Jouyet'nin fikri. Fransız  kurumlarının reformunu düşünmekle görevli komisyonun  çalışmaları çerçevesinde, zamanı geldiğinde benim de  yapacak tekliflerim olacak.’ dedi. (21/09)

 

Le Monde: "Türkler, Ha Gayret...": "Türkiye'de Cumhuriyet Mustafa Kemal Atatürk tarafından  29 Ekim 1923 tarihinde ilan edildi. Bazıları, Türkiye'nin  Avrupa Birliği’ne bu tarihi olayın 100. yıldönümünde üye  olması hayalini kuruyor. Bu oldukça ileri bir tarih ancak  olmayacak diye bir şey yok. Türkiye'nin adaylığına karşı  çıkan başlıca isimlerden biri olan Nicolas Sarkozy, bir  ‘Akil Adamlar Komitesi’nin’, Avrupa Birliği’nin 2020 ile  2030 yılları arasındaki geleceği üzerinde çalışmasını istedi. Bu komiteyle Fransa Cumhurbaşkanı, Avrupalıların  genişleme stratejisi hakkında düşünmesine yardımcı olmak  istiyor. Türkiye eğer bir gün Avrupa Birliği’ne girecekse, bunun en az 15 yıldan önce gerçekleşmeyeceğini herkes  biliyor. O halde neden Kemalist rejimin doğumundan yüz yıl  sonra, 2023 yılında olmasın ki ? Türkiye ile Birlik arasında müzakerelerde, başlama  tarihi olan Ekim 2005'ten bu yana pek bir ilerleme  kaydedilmedi. Avrupalı yetkililerin bir kısmı, hızla  yapılacak bir genişleme konusunda kamuoylarında sezdikleri  tedirginlik nedeniyle bu konuda ayak sürüyor. Türklere  gelince, Kıbrıs Rum kesimine liman ve havalimanlarını açmayı  reddederek onların da bu duraklamada önemli bir payları oldu.  Sonuç olarak iki tarafta da bir şüphe yerleşti. Pek çok  Avrupalı, Türklerin, kültürleriyle ve tarihleriyle  kendilerinden çok farklı olduklarını düşünüyor. Türkler ise  kendilerini bu durumda haksız bir dışlanmanın kurbanı gibi  hissediyor.  Oysa son birkaç haftadır bu havada bir değişiklik  seziliyor, çatışmadan çok bir uzlaşma havası esiyor gibi.  Her iki tarafta üyeliği destekleyenler için umut yavaş  yavaş geri geliyor. Brüksel'de yerleşik bir sivil toplum  örgütü olan İnternational Crisis Group'un bir raporu,  Avrupa yanlısı ılımlı İslamcı AK Partinin seçimlerdeki  zaferini ‘katılım sürecine yeniden hız kazandırma şansı’  olarak değerlendiriyor ve iki tarafı bu olumlu havadan  istifade etmeleri için teşvik ediyor. Rapor, ‘Türkiye'nin  Avrupa Birliği yolunda hız kazanmasını sağlamak için yeni  AKP Hükümetine el uzatarak Fransa'nın kaybedecekleri değil,  kazanacakları vardır’ şeklinde bir sonuca ulaşıyor. Cumhurbaşkanı Sarkozy de müzakerelerin sürmesini kabul  ederek bu yönde bir jest yaptı. Kabinesinin iki bakanı,  Jean-Pierre Jouyet ile Bernard Kouchner, AB'nin yeni üye  alması halinde referandumu zorunlu kılan Anayasa maddesini  kaldırılmasını teklif ederek havanın yumuşamasını sağladılar.  Elbette Sarkozy Türkiye'nin üyeliğine karşı gelmeye devam  ediyor. Hatta bu tutumunu pek çok Avrupalı yetkili paylaşıyor.  Bu yüzden de öne sürdükleri nedenler dikkate alınmalı. (…)" (Thomas Ferenczi, 21/09) 

 

İNGİLTERE BASINI:

Reuters: "Türkiye ile AB, Reform Planları Konusunda Bir Çatışma Dönemine Girebilir": "Temmuz ayında büyük zafer elde eden Türkiye'nin  iktidar partisi AK Parti, Avrupa Birliği’ne katılmak için  planlarına hız vereceğini ilan etmişti, ancak kilit  önemdeki reformlar konusundaki isteksizliği, Brüksel  ile bir çatışma dönemine girmesine neden olabilir. AB, Türkiye'nin, Türk milli kimliğini ve devlet  kurumlarına hakareti suç sayan 301. Maddeyi, ceza  yasasından çıkarması gerektiğini söylüyor. Söz konusu madde, Nobel ödüllü Orhan Pamuk gibi yazar ve  araştırmacıların aleyhine dava açılması için kullanıldı. Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümeti  Avrupa Birliği’nin kasım ayında olumsuz bir ilerleme  raporu sunması pahasına, önceliğinin Türkiye'nin askeri  yönlendirmeyle hazırlanmış anayasasını gözden geçirmek  olduğunda ısrar etti. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, Reuters'e,  ‘Biz reformlarımızı Avrupalıları memnun etmek için yapmıyoruz; Türkiye'nin daha çok demokrasi, refah ve daha iyi hayat  standartlarına ulaşmasına yönelik doğru olan neyse yapmaya devam edeceğiz.’ dedi. Diğer taleplerin yanı sıra, Brüksel Türkiye'den  limanlarını -Ankara'nın tanımadığı bir ülke olan- Kıbrıs'a  açmasını istiyor. AB ayrıca Ankara'dan Ermenistan ile sınırını  açmasını ve İstanbul yakınlarında Türkiye'deki Ortodoks  Hıristiyan halkının yaşamına devam etmesi açısından hayati  görülen Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasını istiyor. Ancak analistler bu gibi hassas meselelerden ziyade, AB görüşmelerinin teknik unsurları üzerinde harekete geçilmesini  bekliyorlar." (Gareth Jones, 20/09)  

 

YUNANİSTAN BASINI:

Alpha TV: "Erdoğan'ın Önündeki Engeller: Kıbrıs, PKK ve Başörtüsü": "Erdoğan hükümeti için ‘müsamaha’ dönemi bitti ve şimdi sorumlulukları üstlenme zamanı geldi. Türkiye'nin  Avrupa Birliği süreci, İslami başörtüsüyle bağlantılı  anayasa reformu ve PKK, hükümeti en çok meşgul eden başlıca üç konu. Türkiye'nin Avrupa süreciyle ilgili AB reformları  devam ederken, Erdoğan kışkırtıcı bir şekilde Kıbrıs konusunda  politikasını değiştirmediğini açıklıyor. Erdoğan, ‘Avrupa Birliği, Güney Kıbrıs'ı önümüze engel olarak koyarsa,  Türkiye mevcut konumundan geri adım atamaz.’ dedi. (…)"

 

NOT: Bu bülten, 20-23 Eylül 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve  yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 
 
ESKİ SAYILAR